21.01.2020, 17:13 35

Emperyalizmin İnsan Zihinlerine Taktığı Kanca: Dikey Sinema

Bir kitle kültürü olarak sinema, günümüzde büyük sermaye sahiplerinin çıkarları doğrultusunda kullanılan ideolojik ve manipülatif bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Kapitalizm ile birlikte endüstrileşmiş, üretim-dağıtım-tüketim ağına sahip bir sektör haline gelmiştir. Teknolojinin de gelişmesiyle küresel bir boyut kazanmıştır. Hal böyle olunca, ‘’sanat’’ olarak nitelendirdiğimiz sinema, pazar alanı oluşturulup tüketilen bir meta olmaktan kurtulamamış; kültür, politika ve ekonomi başta olmak üzere, birçok alanda etkisini gösteren egemen güçlerin ideolojik aygıtı olmuştur. Dolayısıyla bugünün sinemasını kapitalizmden ve emperyalizmden bağımsız değerlendirmek yanlış olur. Kapitalist ve emperyalist unsurları içerisinde barındıran sinemayı 'dikey sinema' olarak adlandırmayı tercih ettim.

Post-Endüstriyel toplum olarak isimlendirilen günümüz toplumunda, bilginin mülkiyetle yer değiştirdiği iddia edilmektedir. Bilgi üretiminde gözle görülür bir artış olduğunu söyleyebiliriz fakat sanıldığının aksine, mülkiyet kavramı önemini yitirmemiştir. Sinemanın da mülkiyetle çok sıkı bir bağı vardır. Çünkü emperyalizm, mülk sahiplerinin mülklerini çoğaltmak adına farklı yollarla uygulamaya koyduğu tahripkâr bir araçtır. Bu egemen güçler (mülk sahipleri), sinemayı da kendi mülklerini korumak ve çoğaltmak adına kullandığı aşikar. En büyük emperyalist gücün Amerika olduğunu göz önünde bulundurursak, geliri birçok ülkeden daha büyük olan Hollywood sinemasının, insan zihinlerini nasıl yeknesak bir hale getirmeye çalıştığını inceleyelim.

Sinema bir hazırlama, düzenleme, dönüştürme ve harekete geçirme aracıdır. Kitleler üzerindeki etkisi, diğer sanat dallarına göre daha fazladır. Çünkü bir sinema eseri, hem görsel-işitsel unsurları fazlasıyla içerisinde barındırır hem de üretildiğinde aynı anda birçok yere hızlı bir şekilde yayılır. Sinemanın bu gücünü görenlerin, eğlence yönüne dikkat çekerek, insanları eğlendirme, onlara iyi vakit geçirtme, yaşadıkları dünyadan koparma gibi misyonlarını ön plana çıkarmaları masum bir çaba olarak gözükmemektedir. Ne de olsa düşünen ve sorgulayan bireyler yerine aynı karaktere sahip, sürü psikolojisiyle hareket eden insanları yönetmek ve yönlendirmek daha kolaydır. Bu yangını körükleyen başlıca etken ise kapitalizmin ibadethaneleri olarak nitelendirilen AVM sinemalarıdır. "Halk bunu istiyor" gibi masum anlayışlarla üretilen filmler daha geniş alanlara dağıtım imkanı buldukça, minimal çapta olan ve festival filmleri olarak adlandırılan düşünsel filmlere yaşam imkanı tanımayan bir sistemi de beraberinde getirdi. Buna bir telkin olarak, "Düşünme, yorumlama, kıpırdama, okuma, izleme" diyen bir sistem inşası da diyebiliriz. “Düşüneceksen de bunu düşün, okuyacaksan bunu oku, izleyeceksen de bunu izle” diyen bir sistem. Sanatın dönüştürücü kuvvetini hiçe sayan, yaygınlaştırıcı ve sıradanlaştırıcı yönünü öne çıkaran bir sistem. Sanat bir dayatma olabilir mi? Kısa süreli tatminlerle insan zihnini bulandıran bu ‘’piyasa filmleri’’ yüzünden, sinemanın sanatsal boyutunun değer kaybına uğradığı da bir gerçek.

Modern çağın en popüler serbest zaman etkinliklerinden biri olan sinema, kültürel ve ekonomik emperyalizm araçlarından biri olarak, dönemin egemen ideolojisini seyirciye fark ettirmeden sunmada oldukça başarılıdır. Bundan dolayıdır ki; hiçbir sanat dalında sinemanın sahip olduğu endüstriyel örgütlenme mevcut değildir. Üretim sürecindeki bu samimiyetsizlik, elbette bizim de filmlere kuşkulu bakmamıza neden oluyor. Bu konuda zirveyi kimseye kaptırmayan Hollywood, ürettiği filmlerle, oluşturduğu kahramanlarla, ideolojisini hem kendi ülkesine hem de diğer ülkelere dayatır. 1981 senesinde vizyona giren ve o dönemlerde dünyada en çok izlenen film olan Kutsal Hazine Avcıları-Indiana Jones filminde; Jones, üniversitede kız öğrencilerin hayranlık duyduğu bir hocadır. Ölümden korkmayan, maceradan maceraya koşup tarihi eserleri gün yüzüne çıkaran modern bir cengaver olarak gösterilir. Filmde, üçüncü dünya ülkeleri olarak nitelendirilen ülkelerde özgürce dolaşabilen Jones’un yanında, tarihi eserlerin yağmalanmasında yardım edecek yerli dostları vardır. Bu yerliler tabi ki ‘beyaz’ değildir. Dost yerlilere de yardım edecek olan, okyanus ötesinden gelmiş bir kahraman, bir Amerikalı, yani Jones’tur. Son dönemlerde görücüye çıkan yeni nesil süper kahraman filmlerinden olan Iron Man, Black Panther, Transformers, Rambo gibi filmlerde de başroldeki süper kahramanların üçüncü dünya ülkelerine rahatça gidebilmesi göze çarpıyor. Aynı zamanda bazı filmlerle kendi antitezini de pazarlayan Hollywood, egemen gücün düşmansız ayakta kalamayacağını da dipnot olarak sunuyor. Kendi ideolojisini bir kahraman gibi gösterdiği gibi, düşmanını da oluşturuyor. Gece Vurgunu, Kavanoz Kafa, Diriliş filmlerinde bu durumu görebilmek mümkün.

Emperyalist sinemada yabancı korkusu, işgal edilme korkusu, sürgün edilme-toplumun dışına itilme korkusu, nükleer saldırılar sebebiyle kitlesel olarak yok olma korkusu gibi pek çok tehlike, ekonomik ve stratejik olarak güçlü olan statüko tarafından yapımlara eklenmiştir. Pentagon ve CIA da bu filmlere destek olarak, filmleri kendi istedikleri gibi şekillendirmektedirler. Amerikan yapımı savaş filmlerinin hemen hemen hepsinde bu etkiyi görebilmekteyiz. Bilim kurgu sineması, popüler sinemadaki gibi toplumda var olan kültürel, sosyal ve politik gelişmelere bağlı bir şekilde öyküsünü kurgular. Avrupa’daki ideolojik emperyalizm ve sömürgecilik hareketlerinin, bir metafor olarak bilim kurgu filmlerindeki yansımasını ‘istila ve keşif’ olarak sıklıkla görmekteyiz. İstila ve keşifin en belirgin şekilde işlendiği film ise Avatar’dır. Yine çok yakın zamanda vizyona giren Zama adlı film de istila ve keşif kurgusuyla izleyiciye sunulmuş. Zama filmi Arjantin yapımı olsa da, yapımcıları Amerika şirketleridir. Uzay filmlerinde de bu tip kurguları görüyoruz. Aynı zamanda Amerika tarafından, Mussolini döneminde filmler İtalya’da yayınlansın diye faşizmi öven filmler de yapılmıştır.

Bugünün emperyalist sineması, tıpkı kapitalist üretim biçimleri gibi "emtia" üretir. Samimi değildir. Askeri müdahaleye gerek kalmadan, düzeltilmesi neredeyse imkansız derin yaralar açar zihinlerde ve gönüllerde. Amaç, kültürel yozlaşmayı tetikleyecek unsurları harekete geçirmektir. Nesiller boyu süregelen değerleri temelden sarsıp, düzene uygun, tüketmeye gönüllü, seküler bir toplum inşa etmek istemektedirler. Afganistan’da her gün ortalama 3 insan hayatını kaybediyor ancak bütün dünya Sharbat Gula’nın gözlerini konuşuyor. Irak’ta milyonlar can verirken, bütün dünya Amerika’nın Irak’a demokrasi götürmesi konulu filmleri (Kavanoz Kafa, Hurt Locker, Greenzone vs.) izliyor. Vietnam halkı bir soykırıma tabi tutulurken, herkes Rambo hayranı olup çıkıyor. Kimse sarı ve siyah hayranı olmasın, herkes beyaz hayranı olsun; hatta sarılar ve siyahlar bile beyazlara özensin isteniyor. Bu jakobenik ve Anglosaksonvari yaklaşımlar, tüm dünya genelinde büyük bir susku oluşturmak maksadını taşımaktadır. Ancak bizler bu korku imparatorluğunun suskunlarını oynamayacağız.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü

Günün önemli haber ve videoları WhatsApp kutunuzda! Telefon numaranızı yazın, hemen abone olun...

Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
Namaz Vakti 24 Mayıs 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı

Gelişmelerden Haberdar Olun

@