-->
Mevzu TV | Mevzu sadece haber değildir.
2020-03-05 10:31:29

Ortadoğu’da çocuk olmak

Esra Topçuoğlu

05 Mart 2020, 10:31

Kim bilir kaç kez kapıdan dışarı adımını atarken, belki son kez diye dönüp arkasına bakmıştır, Annesine sarılırken kokusunu içine çekmiştir derin derin. Kolay değildi Ortadoğu’da çocuk olmak. Eğer şanslıysan ve okula gidebiliyorsan mesela, eve dönerken bir kurşun ile tüm hayatını değiştirebilir Ortadoğu’nun bir zorbası. Filistin’de Malik İsa gibi gözünü kaybedebilirsin. Muhammed Durra gibi babanın kucağında şehit edilebilirsin. Suriye’de evsiz kalıp sığındığınız kampta soğuktan donarak ölebilirsiniz İman Ahmed Leyla gibi.

Zordur Ortadoğu’da çocuk olmak, babanıza küsemezsiniz mesela oyuncak almadığı için. Belki geçen geceki bombardımanda şehit olmuştur... Cennetin en güzel bahçesinden size gülümsüyordur. Anneniz ile mücadele ediyorsunuzdur zulmün çığ olduğu şu dünyada. Belki de bir sonraki gün anneniz gülümseyecektir size cennet bahçelerinden. Belki bir kampta yaşamak zorunda kalırsınız. Soğuk kış günlerinde titrerken tüm bedeniniz göz yaşlarınız işitir sizi. Sığınmak zorunda olduğunuz liman kucaklar mı ki sizi? Yoksa 9 yaşındaki Vail Es Suud gibi Suriyeli olduğu için dışlanınca hayatınıza son verebilirsiniz... Dedim ya zordur Ortadoğu’da çocuk olmak. Bir çocuk olarak elinizde tek bir oyuncak vardır oda sapan. Oyuncak dediğime bakmayın aslında bizim oyun oynamaya pek fırsatımız olmuyordur. Taşı kaptığımız gibi zalimin zulmüne dur demeye koşarız küçücük bedenlerimizle. Ruhumuz adeta Hz. Hamza gibi cesaret sergilerken bedenimiz çoğu zaman yorgun düşüyordur. Ama buda önemli değil çünkü biz bu dünyadaki tüm adaletsizliklere rağmen Allah’ın adaletine güvenerek yaşadıklarımızı birer imtihan olarak görüyoruz.

En büyük imtihanımız ise bizden olduğuna inandığımız insanların sırtlarını öylece kolay bir şekilde döndüğüne şahitlik ediyor olmamız. Ne acıdır ki Fırat’ın kenarındaki koyunun endişesini hisseden bir anlayıştan bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışına evrimleşmiş bir düşünce yapısına sahip olmuş “bizden” dediğimiz insanlar. Ümmet diyemiyorum bu düşünceye ben. Efendimiz(sav)(Birbirine karşı muhabbet ve merhamette, müminler, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut, rahatsız, uykusuz kalıp, onun tedavisi ile meşgul olduğu gibi, Müslümanlarda birbirlerine yardıma koşmalıdır!) [Buhari] buyurmuş. Bizim uzuvlarımız lime lime ediliyorken sessizliğe bürünen insanlar nasıl “ümmetiz “diyebilirdi ki?

Zordur Ortadoğu’da çocuk olmak. Çocuk kalamazsınız tüm bu yaşananlar karşısında. Zamanından önce olgunlaşırsınız acılarla. Basit dertleriniz olamaz asla. Bisiklete binmek, dondurma yemek, balon uçurmak sadece hayallerinizi süsleyebilir. Tek derdiniz batıl karşısında Hak mücadeleyi üstün tutmaktır çünkü. Annenizin sizin için kurabileceği tek hayal “hayatta kalmanız” dır. Öyle süslü gösterişli doğum günü partileri bekleyemezsiniz asla. İstemezsiniz de zaten. Zulmün her türlüsüne şahit olmuş gözlerinizin gülmesi için sadece tek bir şey gerekiyordur; Umut…

Alman bir yazar, Martin Kessel: Bir kitabında; ”Savaşın kolları uzundur. O kadar uzun ki, savaş bittikten sonra bile kurbanlarını alıyor.” der. Biz tüm bu zulümler karşısında hala hayatta kalmayı başarabilmişsek bile çocukluğumuzu geri kazanabilir miyiz ki? Aslında çok şey mi istiyoruz ki insanlardan? sadece çocuk kalmak istiyoruz...

Ben Hanzala, duymak ve görmek istemediklerinizi bağırarak haykırıyorum size. Peki ya siz bin yıl yaşasın dediğiniz yılanın bin yıl sonra sizi sokmasını mı bekleyeceksiniz?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.