-->
Mevzu TV | Mevzu sadece haber değildir.
2022-02-10 15:43:25

KİFAYETSİZ MUHTERİSLER SULTASI

Mehmet Emin Sofuoğlu

10 Şubat 2022, 15:43

Kamu idaresinin hiyerarşik kademelerinde, eğer liyakat önemsenmez, yalakalık zirve yapar da, bunun yaptığı pirimle, vasıfsız, kifayetsiz tipler idari kadrolara doluşursa, işte o zaman, kurumlarda, çözümsüzlük, adaletsizlik, huzursuzluk, güvensizlik, mobing, iş barışının bozulması, aidiyet bağlarının zayıflaması, zulüm ve haksızlık alır başını gider.

Bir kurumda, tüm bu olumsuzlukların tecessüm etmesi sonucunda, iş barışı ile birlikte kurumun moral iklimi de bozulur. Çalışanlar arasında itimat duygusu ve bir takım olma bilinci, meslekdaşlık bağı, aile olma hissi ve iş üretme enerjisi zayıflar. 

Ardından mutsuzluk ve bezginlik hızla yayılır, huzursuzluk arttıkça artar.

Sonra ne mi olur? 

Önce, halkın nezdinde, o kurum ve çalışanları, itibar kaybeder, ardından devletin üst idaresi nezdinde, o kurumun idarecileri güven kaybeder, sonrası ise hüsran! 

Hem de ne hüsran!.. 

Buna kaç kez şahid olduk, düşünün!.. 

Peki neden böyle olur? 


Bir çok sebep sıralanabilir. Ama en önemlisi, LİYAKATLİ, HİKMETLE HAYATI OKUYAN, MERHAMET SAHİBİ, HAKİKATE ADANMIŞlık faziletlerine sahip idarecilerin olmamasıdır! 

Liyakatsiz, merhametsiz, ilkesiz, basiretsiz, devlet terbiyesinden ve tavrından yoksun bulunan herhangi bir idari makama gelmiş kifayetsiz birinin verdiği zararı, sanırım başka hiç bir olumsuzluk veremez! 

Yetenekleri sadece yalakalıkla sınırlı olanlara, imkânlar, makamlar verdiğiniz vakit, yaptıkları ilk iş; meziyet ve şahsiyet sahibi, vasıflı, nitelikli, değerli insanları, bir tehdit olarak görerek, onların önünü kesmenin, acımasızca düşürmenin, saha dışına itmenin, ezmenin, yıldırmanın, itibarsızlaştırarak tesirsiz ve etkisiz hale getirmenin peşinde koşmak olur. 

Bugün artık, millet katında sevilen ve sayılan, karşılığı olan, gelecek için umut vadeden isimlerin, birer ikişer itibar suikastleri ile değersizleştirilme operasyonlarına maruz kalmalarının arkasındaki sebepleri daha iyi anlayabiliyoruz!.. 

Devlete, millete katma değer sağlayacak hiç bir özelliği olmayan, liyakat gerektiren hasletler dışında her numara ve yeteneğe sahip olanlar, emek vermeden, “kişisel ilişki"(!)lerle işlerini götürerek, hızla yukarılara çıkarlar. Oralara hızlıca çıktıkları için, yükseklik, vücutlarında büyük bir "alçak" basınç etkisi yapar. Sonra itici tavırlarla çiğ davranışlar sergileyen 'acayip şey'lere dönüşürler! 

Bunlar; sürekli isteyen, ne alırlarsa alsınlar, yetmeyip az gelen, layık olmadıkları her makamı, parayı, itibarı ve teveccühü, akılalmaz tiyatrolarla arsızca ele geçirmeye çalışan postmodern simsarlardır. 

Kalpleri, hasedden ve kibirden, karanlığın kötülük dehlizlerine prangalanmış, içlerinin karalığı yüzlerine yansımış bu meymenetsizler, her fırsatta böbürlenerek kendi makamlarından ve titrlerinden dem vururlar, kibirli, üstenci bir üslup ile çevrelerindeki herkesi ezmeye çalışır, kurdukları süslü cümlelerle, kendilerini 'liyakat abidesi' veya 'dava insanı' ilan ederler. 

Bu müptezeller, kurumlarda çalışanlara, egolarını tatmin için, makamlarının ardına gizlenerek, kanun ve yönetmelikler kılıfıyla mobbing yaparlar, zulmederler, kendilerini üstün olarak kabul etmeye zorlar, el-etek öptürmeye çalışırlar. 

Yaptıkları haksızlıkları ve zulümleri bastırmak için, makamının ve sırtını dayadığı ağababalarının gücünü manipüle ederek baskı kurarlar, çevresindekileri tehdit ederler, belaltı vurarak, şantaj yaparak hakkı haykıranları susturmaya çalışırlar. 

Bu edepsiz, arsız, ilkesiz, yalan söyleyen, iftira eden, kamunun emanet ettiği makamları, şahsi ihtirasları ve ikballeri için sonuna kadar kullanan muhterisler, elbette suçludur. Ama asıl suçlular, kötülüklerle ve kötülerle mücadele etmeyen, onları engellemeye çalışmayan, 'bana ne' deyip umursamayan 'sözde iyiler'dir. 

Zaten bunların kötülükleri, bir gün sözde iyileri de mutlaka vurur! 

Bunlara göz yuman, kol-kanat gerenler de, bunca kötülüğün faturasını muhakkak öderler. 

Haketmeden çıktıkları yüksekliğin, insani dengelerini kaybettirdiği bu kifayetsizler, adeta birer firavun edasıyla, ihtiraslarının baş döndürücü yolculuklarına devam ederlerken; kendilerinden adaletli, merhametli ve 'devlet adamı' bilinciyle davranmalarını, hakkaniyet yolunda yürümelerini, beklemek mümkün değildir!

İşte böyle emeksiz ve liyakatsizce yükselen, zenginleşen, kifayetsiz muhterislerin idareci olduğu, suyun akışına yön vermeye çabaladığı kurumlarda; devletin millete hizmeti olan hiç bir işi doğru mecrasında gitmez, kamu memnuniyeti de kesinlikle olmaz! 

Görevi olduğu alanlarda yapması gereken işlerden komisyon kırpmadan ya da bir şekilde nemalanmadan kılını kıpırdatmayan, bir üst makama veya daha çok paraya, lükse, konfora, iştahları sürekli kabaran bu şebeklerin, millet nezdinde sevilen ve sayılan, karşılığı olan, gelecek için umut vadeden isimleri, kendi çıkarlarına tehdit olarak gördükleri için, “haysiyet cellatlığı” yaparak, birer ikişer ortadan kaldırmayı kendine iş edindiklerine de şahid olduk zaman zaman.. 

Hülasa.. 

Korkum o ki; 

Devletin makamlarına gelmek için, her yolu meşru gören, üst makamdakilere ve erk odaklarına yalakalıkla el ovuşturan, ‘evet efendim’ci, 

altında çalışanlara ve millete karşı merhametsiz, şirret ve mobbingci, şahsiyetsiz kimseleri, 

getirdiğimiz makamlar ve onlara verdiğimiz güçler yüzünden, nice bedeller ödeyerek elde ettiğimiz mühim kazanımlarımızı, Allah’ın bizden geri alma ihtimali!..

'Hakikat Yolu'nun kutlu erleri ile “kaygısı ve kavgası” bir olmayan, ama bir şekilde 'yolunu bularak' bir makam kapmış, buradaki olumsuz tutum ve davranışlarıyla da 'Hakikat Mücadelesi'ne gölge düşürenler yüzünden, daha neler çekeceğiz, belli değil!.. 

Umarım artık, ivedi, bu kifayetsiz muhterisler sultası yıkılır da, memleketin her bir köşesine çöken karabasan cuntasının devri kapanır! 

Ve umarım, bu müptezeller, hangi süpürgenin sapına yapışırlarsa yapışsınlar, süpürülürler! 

Yoksa… 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.