-->
Mevzu TV | Mevzu sadece haber değildir.

Ali Saydam: Ekonomik fayda, sosyal faydanın düşmanı değildir

İş Dünyası

Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Ali Saydam Covid-19 pandemisiyle birlikte dünya genelinde görülen sosyal politikalar yetersizliği bağlamında ele alınacak olan bir kavramı  gündeme getiriyor; "sosyal fayda"...

Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Ali Saydam Covid-19 pandemisiyle birlikte dünya genelinde görülen sosyal politikalar yetersizliği bağlamında ele alınacak olan bir kavramı gündeme getiriyor; "sosyal fayda"...

Sosyal fayda ile ekonomik faydayı bir araya getiren projeler, her zaman olumlu sonuçlar verir. Burada da markalar açısından bir ‘kazan-kazan’ ilişkisi de doğduğunu unutmamak gerekiyor…

Ali Saydam'ın gündeme getirdiği "sosyal fayda" başlıklı yazısı

Onlar 2017’den bu yana işin içindelermiş… Benim gündemime ise eşim Dr. Arın Saydam’ın Platin dergisine verdiği röportajla tekrar girdiler… Söyleşinin ana eksenini ‘sosyal fayda’ kavramı oluşturuyordu.

Oluşumlarına ‘Ecording’ adını veren gençlerin yürüttüğü çalışma da mükemmel bir ‘sosyal/ekonomik fayda’ ikilisi örneğiydi…

“İnovasyonun daniskası” denebilecek proje şöyle çalışıyor:

Önce ‘EcoDrone’ adını verdikleri insansız hava araçları geliştirmekle işe başlamışlar. EcoDrone’lar ile, ağaçlandırılması gereken ancak ulaşılması zor alanlara havadan ‘tohum topu’ atışları yapıyorlar. 10 dakikada 2500 tohum topu atışı yapmak bu sayede mümkün olabiliyormuş. 15 dakikalık sürecek bir ekim operasyonunda iki kişi 8 fidan dikebilirken, 2 ecoDrone 4 hektarlık alana 1600 tohum topu atışı yapabiliyormuş…

Bu yöntemin en önemli avantajlarından biri elbette ki maliyeti… Ecording ekibi bu avantajı şöyle ifade ediyor: “Türkiye’de herhangi bir dernek, vakıf veya kurum ile yapılacak fidan dikim çalışmasının maliyeti fidan başına ortalama 10 Türk Lirası iken, ecoDrone ile yapılan ağaçlandırma çalışmaları, fidan dikiminden ortalama 12 kat daha az maliyetlidir.”

Gelelim tohum toplarına… Çimlenmelerini iyileştirebilmek ve hızlandırmak için AR-GE çalışmalarıyla üretilen tohumların etrafı kil, gübre, humuslu toprak ile kaplanarak bu toplar oluşturuluyormuş… Misket büyüklüğüne ulaşan bu toplar çeşitli işlemlerden geçirilerek, içlerindeki tohumlar soğuğa, aşırı sıcağa, rüzgâra karşı dayanıklı hâle getiriliyormuş…

Topların hazırlanması işlemi de ‘sosyal/ekonomik fayda’ ikilisine son derece uygun tasarlanmış. Ekip bu iş için yaşamlarını kırsal alanlarda sürdüren, ekonomik ve sosyolojik açıdan iklim krizinin olumsuz sonuçlarından doğrudan etkilenen kadınlarla anlaşmış.

Gençler, Ecording ile bir de iş modeli ortaya koymuşlar. Kurumsal markalar ile yaptıkları iş birlikleri sonucunda, bu markalardan satın alınan her ürün, hizmet veya ödenen her fatura için tohum topu atışı gerçekliyormuş.

Tüketiciler de satın aldıkları ürünün etiketindeki QR (kare) kodu okutarak tohum topu atışının nerede, ne zaman, nasıl yapıldığı ve emek vererek tohum topunu hazırlayan kadınlar hakkında detaylı bilgiye erişebiliyorlarmış. Ağaçlandırılan alanın güncel fotoğraflarına da…

Yalnızca ülkemizin değil, tüm dünyanın sorunu hâline gelmiş ormanlar konusunda incelikle düşünülmüş, taraslanmış ve uygulamaya konulmuş, sosyal ve ekonomik fayda sağlayan etkili bir proje… Gençleri yürekten tebrik ediyoruz.

Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Orman Genel Müdürlüğü’nün desteğini almaları da son derece olumlu… Dünya üzerindeki bir sorunun çözümüne katkı sağlamak isterken devletin gücünü arkalarına almaları, markalara ve tüketicilere güven vereceğinden kendi çalışmalarının sürdürülebilirliğini de sağlayacaktır.

Ecording’in iş birliği yaptığı markaları internet sitelerinde bulmak mümkün. Bahçeşehir Üniversitesi ve İTÜ Çekirdek’in yanı sıra Nike, DHL, Anadolu Efes, Toyota, Dell ve Intel gibi ulusal ve uluslararası güçlü markalar bu sosyal girişimin destekçisi…

Sosyal fayda ile ekonomik faydayı bir araya getiren projeler, her zaman olumlu sonuçlar verir. Burada da markalar açısından bir ‘kazan-kazan’ ilişkisi de doğduğunu unutmamak gerekiyor… Konu yönetimi bağlamında ‘çevrenin sürdürülebilirliğini’ sahiplenerek ve cause related marketing (amaca yönelik pazarlama) yönetimini kullanarak, satışlarına daha da önemlisi tüketici nezdindeki itibarlarına yönelik algıya da katkı yapmış oluyorlar…

Daha dünkü çocuk, video konferans uygulaması Zoom bile Kapsayıcı/Sürükleyici Deneyim Pazarı (A Marketplace for Immersive Experience) adıyla pek çok alanda ücretsiz dersleri erişime açmış.

Bugüne kadar bu işlere eğilmemiş firmaların daha fazla geç kalmamaları için pandemi belki de son çağrı… Çünkü küresel bir krize yol açan bu salgın insanların önceliklerini de değiştirdi. Tüketici araştırmalarının hemen hepsi toplumsal ya da çevresel konularda sorumluluk üstlenmenin marka tercihlerinde çok etkili olduğunu gösteriyor.

Yeni Şafak

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.