-->
Mevzu TV | Mevzu sadece haber değildir.
2021-03-03 09:20:46

Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad BAŞGİL

Memiş Okuyucu

03 Mart 2021, 09:20

Bir meskeni, binayı inşa edip ayağa kaldırmak için, mimarisinden başlayarak, inşaat malzemeleri sahasında pek çok unsura ihtiyaç duyulur. Ustalığından tutunda, malzemenin niteliğine kadar, binanın dayanıklılığına tesir eden bir çok faktör mevcut. Ama uzun müddet ayakta ve sağlam kalabilmesi için, dış tesirlerden koruyacak sağlam bir çatı gerekmekte. 

Toplumlar, milletler medeniyetler için de bu durum geçerlidir. Üst kimlik, vizyon, ülkü, mefkûre, sosyal perspektif, din, ırk adına her ne dersek diyelim. Cemiyet mensuplarını ruhen besleyip, dış tesirlere karşı bir arada tutup, koruyacak çatı değerlere ihtiyaç vardır. 

Cemiyetimizin asırlardan beri tek yürek ve bir millet olarak bir arada yaşamasını sağlayan üst kimliği; derinlik ve perspektif sahibi, zamanın ruhunu okuyan ve aynı zamanda yazan ilim adamlarımızca oluşturulmuş, devlet adamlarımızca uygulanmıştır. Akıp gelen tarihî süreç, bizi bir arada, aynı idealler üzerinde birleştirerek, kaynaştırarak bugünlere getirmiş. Bu bazan mefkûrelerle olmuş, bazan kızılelma ile. Zaman zaman da felsefe ve düşünce alanında yollar çizen akımların perspektifi ile. Din düşüncesi ve dini yaşayış ise, toplumun ana perspektifinde belirleyici faktör olmuştur. 

Bu alanda, 20. asırda iz açan işler yapan bir büyük alimimiz var: Ali Fuad Başgil. 

Kendisine, dil, terbiye, hukuk hatta siyaset alanından başlayarak oluşturduğu düşüncelerle Türkiye’ nin ideallerini inşa eden en önemli isimlerden biri diyebiliriz. Bundan tam yetmiş bir yıl önce 1949’ da yayımladığı ve halen güncelliğini koruyan vulgarize bir başucu eseri bırakmıştır Başgil; “Gençlerle Başbaşa” 

Eser, ilk yayımlandığı zaman büyük alaka görmüş. Halen de çok okunanlar listesinde bir kitap durumundadır. Bugün de istisnasız her gruba ders kitabı olarak okutabilir, dinletebilirsiniz. Başgil Hoca, günümüzde de bu eser üzerinden cemiyetimizde yollar ve köprüler inşa etmeye devam etmektedir. 

Kitapta, karakter terbiyesi üzerine oldukça önemli çözümlemelere yer verilmiş. Eser; kaderde, kıvançta ve tasada bir arada yaşamamızın ruhunu işleyip, derslerini vermekte. Bu tahlillerin yanı sıra ilim, irfan ve hikmet barındıran muhtevası ile başta gençlerimiz olmak üzere, neslimize yol göstermeye devam etmektedir. 

-‘’Bir işe öfkeli iken karar verme. Bekle öfken geçsin. Zira öfke ile kalkan zararla oturur.’’ 

-‘’Kimsenin yüzüne karşı söyleyemediğini arkasından söyleme. Bil ki arkadan konuşmak korkaklığın en iğrenç şeklidir.’’ 

-‘’Kimsenin cahilliğini yüzüne vurma. Bil ki insanları en çok kızdıran ve gücendiren cahilliklerinin yüzlerine vurulmasıdır.’’ 

Hocamız, bu kitaptaki ilim, ahlâk ve terbiye alanındaki değerli görüşleriyle, adeta maarif müfredatımızı yıllar önce kaleme almış. 

Hoca, izi sürülen biriydi. Hukuk fakültesinin 2 bin kişilik, hocalar önde ders yaparken arkada talebelerin yemek pişirdiğine dair talebe efsanesi olan büyük amfisi vardı. Başgil Hoca ders yaparken bu amfi, fakülteli ve başka fakültelerden talebelerce, hatta alaka duyan yoldan geçen vatandaşlar dahil, ayakta bile yer kalmayacak şekilde doldurulur. Her taraftan gelen talebeler, büyük bir hayranlıkla ve alaka ile derslerini takip ederdi. Çoğu hukukçu pek çok talebesi, devlette bir çok üst kademelere kadar yükseldi. Meclis Başkanlığı da yapmış olan talebesi Ferruh Bozbeyli, sıra Başgil’ in adını anmaya geldiğinde büyük bir tazim ve tevazu ile sesini alçaltarak: 

-‘’Hukukçu bilgisini örnek ölçülerde kullanabilen insandır’’ prensibini biz hocadan öğrendik diyor. 

Üretken bir hukukçudur. İş Hukuku dersinin üniversitelerimizdeki ilk kurucusudur. 

 Bu ideal prensiplerle yetiştirdiği öğrencileri üzerindeki tesirleri halen devam etmektedir. Düşünce dünyamızda kurucu yaklaşımları, devleti ve milleti birbirine yaklaştıran duruşu ile cemiyetimizin üst kimliğini inşa etmiş. Bu hali ile “ana çatı davacısı” olarak millet nezdindeki yerini ve değerini korumaya devam etmektedir. 

Ali Fuat Başgil Hoca; dil varlığımızı ve Türkçe’yi lisan şekline girmiş ‘millî ruhumuz’ olarak görmüş. Yazı ve eserleriyle, topluma milli şuur aşılayan, yol açan maarifçilerimizden birisi olmuştur. 

İmam Hatip Okulları, sonraları İlahiyat Fakültelerine dönüşen Yüksek İslam Enstitüleri’ nin kuruluşu ve Diyanet Teşkilatının yeniden yapılandırılmasına dair teori, fikir ve çalışmaları ile de bugünkü dinî hayatın temellerinde esastan emek sahibidir. 

Zor zamanda konuşabilen hakikat aşığıdır. Hakikat çizgisinden hiçbir zaman ayrılmayan bir ilim adamıdır 

Dilde, 1932’lerde başlatılıp 1937’lere gelince durdurulan öztürkçecilik adıyla yapılan bir ‘tasfiyeciliğe’ giriş dönemi var. Durumun bir ‘çıkmaza’ girdiği görülüp de bunun bir tasfiye olduğu anlaşılınca, o dönemde bu işten vazgeçilir. 

Dildeki tasfiye, 1940’ lardan sonra tekrar başlatılır. Hem de bu konuya geçmiş de itirazı olan iki isim tarafından: Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Maarif Vekili Hasan Ali Yücel. 

İşte bu dönemde başlatılan dil sahasındaki tasfiyeye, İstanbul Üniversitesinde karşı çıkan tek Hoca olarak bilinir Başgil Hoca. ‘’Ruhiyatçı ruh, tarihçi tarih icad eder mi?’ diyerek dilimizde devlet eliyle kelime icad edilemeyeceğini söyler, yazar. Hoca, dilin bir milletin milli varlığı olduğunu, kendi tabi seyri içinde gelişme göstermesi gerektiği görüşünü savunur. 

Başgil, bu konuya olan itirazlarını, dönemin Cumhurbaşkanına bizzat iletir. 

Dil üzerindeki tahribata devam edildiğinde ciğerinden duyduğu sancısını dindirmek için 1945 yılında sansür altındaki tek parti dönemi basınında, dönem hükümetine en sert eleştirel yazıları yazar. 

Oldukça derinlikli bilgisi, hüküm kabiliyeti ve zengin ilmi hakimiyeti ile yed-i tûlâ derecesinde bir alimdir. O bir hezarfendir. Hocalar yetiştiren sistem hocası diyebiliriz. 

Temiz, duru bir dili, toplayıcı ve toparlayıcı bir yaklaşımı vardır. Her devirde istisnasız fikirlerine müracaat edilen bir ilim adamı olmuştur.
Ne eserlerinde, ne sohbet ve konferanslarında, ne de yaşayışında hatta fena muamele gördüğü kimselere karşı bile ayrıştırıcı, aşağılayıcı ve ötekileştirici dil kullanmamıştır. 

Başgil, ‘’Bugün Türkiye’ de ölmek istemeyen bir mazi ile hayata doğmak için çırpınan bir istikbal mücadele halindedir. Milletin selameti bu mücadeleye seyirci kalmakta değil, çarpışan tarafları barıştırmaktadır.’’ Şeklinde çok önemli bir tespite bulunmuş. Kendisi de bütün hayatı boyunca ‘mazi’ ve ‘istikbalin’ fikriyatını buluşturmak, barıştırmak ve birleştirmek için fikrî bir mücadele vermiştir. 

Millet irfanından beslenen, hikmetli bir çizgiden yürümüş, en önemlisi de ilmî görüşlerini koruyarak skolastik düşüncelere sapmamış. Geçmişten, görüşler nakletmek gibi bir kolaycılığa yönelmemiştir. Düşüncelerini öğrendikleriyle harmanlayıp, analiz ve senteze tabi tutarak görüşlerini oluşturmuştur. Hüküm verebilme kapasitesi ile orjinal, tabî düşünce ve tasavvurlar ortaya koymuş. 

Türkiye' de birleştirici ve kaynaştırıcı bir çizgiye temsil etti, telkin etti, tarif etti ve tebliğ etti. Bu duruşa her zaman ihtiyaç duyulmaktadır. 

“İlim adamı onuru, şahsında anlam kazanmıştır. 

Onun safiyet yüklü hatıralarını okurken, hâkim olan ağırbaşlı mana ve ruhun tesirini, bütün benliğinizde hissetmektesiniz. Söylediklerini yaşayıp, yaşadıklarını da söylemiştir. 

Hiç bir vazifeye talip olmamış, daima talep edilen olmuştur. 

Celal Bayar, 1945 senesinde Demokrat Parti’ yi kurma aşamasında, hocayı partiye davet eder. Fikri ve lojistik anlamda destek olur. Ancak ‘katılma’ teklifine katılmaz. Gerekçesi de hayat ve mücadele çizgisini özetler mahiyettedir:‘ Fikri istiklâlini muhafaza etmek’ 

 Yazımızın sonunda hocamızın; 1944 senesinde vefat eden yakın arkadaşı Ord. Prof. Dr. İbrahim Fazıl Pelin’in cenazesine katılan topluluğa yaptığı duygu dolu konuşmayı kendisine ithaf ediyoruz: 

“ ... Sen duyan, acıyan, dürüst düşünen ve düşündüğü gibi konuşan samimi bir fikir adamı idin. Senin Hakk’a tapan ve haksızlıktan iğrenen duygulu bir yüreğin vardı. Hocalık hayatında sen daima bu yürekle çalıştın. Memleket ve insaniyete faydalı oldun. Derslerini ve talebe evlatlarını düşündün. Meslektaşların ve talebelerinin üzerinde en iyi ve en temiz hatıralar bırakarak bu alemden göç ettin.

Ne mutlu sana. Bahtiyar ol.

Ebediyetlere yükselen ruhun şad olsun.” 

Ali Fuad Başgil Hoca’ ya Mevla gani gani rahmet eylesin. 

Kaynakça:

1-Hatıralar - Başgil, Ali Fuad, Kubbealtı Yayınları – 7. Baskı, 2018 - İstanbul

2- Din ve Laiklik - Başgil, Ali Fuad - Yağmur Yayınları - 14. Baskı, 2018 - İstanbul

3- Gençlerle Başbaşa – Başgil, Ali Fuad – Yağmur Yayınları – 15. Baskı 1980 - İstanbul

4- Bir Düşünce İnsanı Olarak - Ali Fuad Başgil Hayatı ve Siyasi Mücadeleleri Uluslararası Sempozyumu – 13-14 Ekim 2017, Çarşamba – Samsun

5-Ahmet Hamdi Akseki - Kara, İsmail- Gündoğdu, Rabia - TDV Yayınları - 2019 - İstanbul

6- TRT Diyanet Ali Fuat Başgil Belgeseli - 2017

7 - TRT - Ali Fuad Başgil Belgeseli. 2018

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.