-->
Mevzu TV | Mevzu sadece haber değildir.

Yetmiş yedi yılda biten cami: Mekke Mescidi

DÜNYA

Günümüzde Hindistan'ın en büyük camileri arasında gösterilen Mekke Mescidi, 1617 yılında Haydarabad ve çevresinde hüküm süren Kutubşahi Hanedanlığı'nın beşinci hükümdarı Muhammed Kuli Kutub Şah tarafından yaptırılmıştır.

Caminin üzerindeki kemer bezemeler Mekke'den getirilen toprak ve taşla yapılmış ve bu nedenle caminin adı 'Mekke Mescidi' olarak anılmaya başlamıştır. Yarım asırdan fazla süren inşası, farklı tasarlanmış mimari planı, zengin tarihi ve dini önemi ile Mekke Mescidi Haydarabad’ın en dikkat çeken merkezlerinin başında gelir.

Hindistan’ın Müslüman yoğunluklu şehirlerinden Haydarabad, köklü tarihi ve zengin kültürüyle göz kamaştırıyor. Şehri çepeçevre kuşatan tarihi doku ve anıt eserler geçmişten günümüze bir köprü vazifesi görüyor. Bunlardan biri hiç şüphesiz ‘Laad Pazar’da konumlanmış şehrin en büyük camisi Mekke Mescidi’dir.

16.yüzyılın başlarında Sultan Kuli Kutb-ül Mülk maiyetiyle beraber İran'dan Delhi'ye göç eder. Birkaç yıl sonra sultan ve maiyeti Hindistan'ın Dekkan bölgesine taşınır ve oradaki Behmeni Sultanlığı tarafından kendisine toprak verilir. Behmeniler dağıldığında Sultan Kuli Kutb-ül Mülk bağımsızlığını ilan etmiş ve 1518'de Golconda Kutub-Şahi Hanedanlığı’nın temellerini atmıştı.

Kutubşahiler’in beşinci sultanı Muhammed Kuli Kutub Şah, mimarların ve sanatçıların büyük bir hamisiydi. 1591 yılında Musi Nehri’ne yakın bir yerde günümüzdeki adıyla bilinen meşhur Haydarabad şehrini kurdu. Şehrini eşsiz bir güzellikte tasarlamak isteyen Sultan, dört bir yana haber salarak en iyi mimarların istihdam edilip şehrin inşa planının ortaya konulmasını istedi.

Sultan Muhammed Kuli dönemi, Kutubşahiler’in mimari anlamda zirve noktasına ulaştığı dönem olarak kabul ediliyor.

Bu dönemde Haydarabad şehri kurulmuş, şehrin iki sembol eseri Çar Minar ve Mekke Mescidi inşa edilmiştir.

Günümüzde Hindistan'ın en büyük camileri arasında gösterilen Mekke Mescidi 1617 yılında Haydarabad ve çevresinde hüküm süren Kutubşahi Hanedanlığı'nın beşinci hükümdarı Muhammed Kuli Kutub Şah tarafından yaptırılmıştır.

Kaynaklara göre caminin yapımında 8 bin kişi çalışmıştır.

Bu eşsiz eser, tam 77 yıl sonra 1694 yılında Babürlü Sultanı Evrengzib döneminde tamamlanabilmiştir.

Muhammed Kuli Şah caminin temelini atmış ve ilk taşını bizzat kendisi döşemiştir. Caminin üzerindeki kemer bezemeler Mekke'den getirilen toprak ve taşla yapılmış ve bu nedenle caminin adı 'Mekke Mescidi' olarak anılmaya başlamıştır.

 

10 bin kişiye aynı anda ibadet imkanı sunan cami, Hz. Peygamber’e ait bir saç teline de ev sahipliği yapmaktadır.

Yarım asırdan fazla süren inşası, farklı tasarlanmış mimari planı, zengin tarihi ve dini önemi ile Mekke Mescidi Haydarabad’ın en dikkat çeken merkezlerinin başında geliyor. İnşaatında kesilmiş büyük granit taşı kullanılmış ve Mekke'den geldiğine inanılan küçük kırmızı tuğlalar caminin orta kemerinin üzerinde konumlanmıştır. Camide 1803 yılından itibaren Asaf-Şahi hanedanına mensup nizamların (sultan) mezarları medfundur.

Caminin içinde on beş kemerli sütun bulunmaktadır ve beş koridora ayrılmıştır. Kur’an ayetleri ile süslenmiş kapılar ve kemerler heyecan uyandırmaktadır. Caminin ana gövdesi, granitten oluşan iki sekizgen sütun arasına sıkıştırılmıştır. Caminin iç merkezi 75 feet yüksekliğinde, 220 feet genişliğinde ve 55 feet uzunluğundadır. On beş kemer, caminin ana merkezi ile çatıyı tam olarak desteklemektedir. Ön avluyu kuşatan mermerden yapılmış bir su havuzu bulunmaktadır. Kutubşahi Hanedanlığı’nın mimari tarzını sergileyen çiçek motiflerinin yanı sıra caminin etrafını saran mimari kornişler estetik bir hava katmaktadır.

Caminin dikkat çeken bir diğer özelliği ise minarelerinin özgün yapısıdır. Sekizgen balkonlu köşe minarelerin yüksekliği düşüktür ve caminin parapet (çatı) seviyesinin üzerine çıkmamaktadır. Minare kubbeleri daha sonra Babürler tarafından eklenmiştir. Minareler kemerli bir galeri şeklindedir ve kubbeler ana gövdeye nazaran incedir.

Cami şehre gelen yabancıların en gözde ziyaret merkezlerinden biriydi. 17.yüzyılda Doğu’ya yaptığı gezileriyle tanınan Fransız seyyahı Jean-Baptiste Tavernier, görkemli Mekke Mescidi'nin yapım aşamasında Haydarabad'daydı. Mimarinin ihtişamıyla şaşkına dönen seyyah, seyahatnamesinde;

“Tamamlandığında tüm Hindistan'ın en büyüğü olacak olan bu muhteşem cami, inşa edilmeye başlanmasından bu yana yaklaşık 50 yıl geçti.” şeklinde ifade etmektedir.

Öte yandan Osmanlı döneminde yaşamış Eğirdirli Süleyman Şükrü Bey’in seyahatlerini konu alan ve 1900’lü yılların başında basılan ‘Seyahatü’l Kübra’ eserinde Haydarabad’dan bahsedilmekte ve şehirdeki en meşhur tarihi eserler arasında Mekke Mescid ile Çar Minar örnek gösterilmektedir;

Şehirde mevcut âsâr-ı atîkanın eşheri, Mekke Mescid ile Çar Minar ve Kal’a-i Gulkünde’nin Bala Hisarı’dır.

 

Caminin yapım süresinin uzaması ve bir türlü bitirilememesi üzerine çeşitli rivayetler vardır. Bu durumun temel sebebi olarak egemenlik nişanesinin göstergesi kabul edilen Cuma hutbelerinde okutulan isim tartışması gösterilmiştir. Şehir tarihçilerinin iddiasına göre Kutubşahiler’in egemenliği sırasında İran Safevi Şahlarının isimleri, Haydarabad'ın tüm camilerindeki Cuma vaazlarında özellikle belirtiliyordu.

Bu durum Hindistan’daki en büyük devlete sahip Babürlü sultanlarının tepkisine yol açmış ve Kutubşahiler’in ortadan kaldırılmasının nedenlerinden biri olarak Cuma hutbelerinde İran Şahı'nın (Safevi) isminin zikredilmesi gösterilmiştir. Babürlü Sultanı Şah Cihan bu duruma o kadar öfkeliydi ki, Kutubşahiler’e Cuma namazında İran Şahı’nın adını anmaması için bir mektup göndermiştir.

Tarihçi Abdulmecid Sıddık, ‘Golconda Tarihi’ adlı eserinde, Şah Cihan’ın “Safevi Şah’ının adının terk edilmesi ve Cuma hutbesinde ve sikkelerde kendi adının yer almasını” emreden sözlerini aktarmaktadır.

Şah Cihan döneminde uzun yıllar kuşatma altındaki Haydarabad’ı korumak için şehir sakinleri Golconda Kalesi'nin savunmasına koşarken Mekke Mescidi’nin inşaatı her zaman duruyordu.

Şah Cihan’ın oğlu Sultan Evrengzib döneminde Babürlerin egemenliği altına giren şehirdeki Mekke Mescidi, temelin atılmasından 77 yıl sonra bitirilebilmiştir.

Aradan geçen 500 yılda İran kökenli Kutubşahiler’den Babürler’e geçen ve yapımı tamamlanarak ibadete açılan Mekke Mescidi, günümüzde Haydarabad için tarihi, dini ve kültürel bir öneme sahiptir. 1979 İslam Devrimi'nden bu yana İran, Haydarabad’a özel bir ilgi göstermektedir. İran eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Haydarabad'ı ziyaret eden ilk İran Cumhurbaşkanı’dır (28 Ocak 2004), ancak cuma namazı kılmamıştır.

Şimdiki İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Haydarabad'ı ziyaret eden ikinci İran Cumhurbaşkanı olmasının yanında, Mekke Mescidi’nde Cuma namazı kılan ve hutbede cemaate hitap eden ilk İran devlet başkanıdır (15 Şubat 2018).

Haydarabad, İran'la beş asır öncesine dayanan kültürel, dini ve ekonomik bağlara sahip bir şehir olarak gösteriliyor.

Halihazırda Tahran yönetimi, Haydarabad’ın İsfahan modelinde planlandığını ve şehrin sembol eserleri Mekke Mescidi ile Çar Minar’ın mimarı açıdan İran kökenli olduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla Haydarabad’ın kültürel eserleri siyasi açıdan propaganda malzemesi yapılabilmektedir.

Mekke Mescidi, Haydarabad mimarisinin Çar Minar ile en değerli iki parçasından biridir. Her yıl binlerce ziyaretçi, çarpıcı mimarisi ve ihtişamı için şehrin en kalabalık çarsısında konuşlanan Mekke Mescidi’ni ziyaret ediyor. Ramazan ve Muharrem ayında iftar sofralarının kurulduğu ve kalabalık cemaatlerin toplandığı Mekke Mescidi, Haydarabad şehrinin eski geleneklerinin yaşatıldığı ve zengin tarihi mirasının korunduğu kutsal bir mekandır. 

Kaynak: Mecra/Abdulkadir Aksöz

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.